Derdin nedir dediler
Düşündüm
İnce İnce…Sesizce…
Yetim bir kız değilim… Anne hasreti duymadım hiç…Yitikler yurdun da ağlamadım hiç…Yastığıma gözyaşlarımı saklamadım…Anne diye seslenmedim gökyüzünde ki yıldızlara…
Benim derdim dert değil ki!
Derdin nedir dediler
Düşündüm
İnce İnce…Sessizce…
Kör değilim…Sokaklar da yürüyorum özgürce…Dilsiz değilim…Konuşuyorum özgürce….Özürlü değilim…
Tekerlekli sandalyeye binmedim hiç…
Benim derdim dert değil ki!
Derdin nedir dediler Devamını Oku
Kafam karışık yürüyordum caddede. Yakınlarda hayata dair okuduklarımla bugün dinlediğim insan hikâyeleri, bir önceki gün de, Julie’nin yaşadıkları ve söyledikleri kafamı karıştırmıştı.
Yürüyordum ve konuşuyordum. Kendimle. Kimsecikler duymuyordu sesimi diyemem. Ben dinliyordum kendimi. Yalnız sayılmazdım.
Hayatın, şu kâinatın en ehemmiyetli gayesi olduğunu okumuştum. En büyük neticesiydi hayat. En parlak nuru. Hayat kâinatın süzülmüş bir hülâsası, sonucuydu. Yine öğrenmiştim ki; en yüksek kemâliydi kâinatın. Hayat olmasa kâinat bu kadar güzel olabilir miydi? Bu kadar süslü, ziynetli. Devamını Oku
‘Bu da geçer Ya Hû’ sözünün aslı bundan bin kusur sene önceye, Bizans dönemine uzanır. Bizanslılar, fena bir işe uğradıkları zaman ‘Bu da geçer’ manasına gelen ‘k’afto ta perasi’ demektedirler. İbare, Selçuklular zamanında İran taraflarına geçer; ama Farsçalaşıp ‘in niz beguzered’ olur; Osmanlılar devrinde Türkçe söylenip ‘bu da geçer’ yapılır. Derken, tekkelerde ve dergâhlarda da benimsenir ve sonuna ‘Ya Allah’ manasına gelen bir ‘Ya Hû’ ilave edilip ‘Bu da geçer Ya Hû’ haline gelir. Devamını Oku
Ünlü insanları güvenilir gösterme ve bu sayede bu insanlardan prim yapma medyanın var oluşuna kadar dayanmakta. Bu fikrin ülkemizde ki en önemli örneklerinden biri şu an için Seda Sayan şüphesizki.
Bir insan bu kadar poh poh lanıp bu kadar göklere çıkarılır mı yahu. İnsanları bu kadar aptal yerine koymayın Allah aşkına. Bir insanı Türkiyenin en güvenilir ünlüsü seçeksiniz, bunun için yıllarca uğraş vereceksiniz ve sonunda bu insanı düzmece, insanların duygularıyla oynayan bir programda harcayacaksınız. Devamını Oku
Anne, 6 yaşındaki lösemiyle savaşan oğluna bakarken dalıp gitmişti. Kalbi acı içinde olmasına rağmen, kararlılık duygusunun da etkisini hissediyordu. Her ebeveyn gibi o da oğlunun büyümesini ve umutlarını gerçekleştirmesini istemişti. Ama bu artık mümkün değildi. Löseminin buna fırsat tanıması olası değildi. Oysa o oğlunun hayallerini gerçekleştirmesini istiyordu. Devamını Oku